Bugünlerde herşeyden sıkılır oldum. Sebebpli sebepsiz neler oluyor bana. Etrafımdaki herkesi kırmamak adına kendimi kırıyorum. Herşeyi içime atıyorum. Yalnız kalmak iyi geliyor böyle anlarda ama bu seferde sürekli düşünüyorum. Yine bir arkadaş toplantısında konu mutluluk ve mutsuzluğa geldi.
Nedir mutluluk ? dedim. Ben mi herşeyi sorun ediyorum yoksa.
İçlerinden birtanesi : Mutsuz olmak için sebep çok.Tehlikelidir mutsuzluk.İnsanı şaşırtır.Telaşlandırır.Öç duygusuna sürükler.Yalnızlık korkularıyla yakar.Geçmişin hatıralarıyla hırpalar.Yabancılara muhtaç eder.Ve, birçok insan mutlu olduğunu bilmediğinden mutsuzluğa düşer.Bir kere mutsuzluk nehrine düştün mü de çıkması zordur.Bilirim o suları, oralarda yıkandım.”Birçok insan” diyor Dostoyevski, “mutlu olduğunu bilmediği için mutsuzdur.” Şaşırtıcı hatta kızdırıcı bir cümle bu. Ama düşündürücü de.Düşündükçe de bu büyük yazarın haklı olabileceğini hissediyorsunuz.
Ben, kendini mutsuz sanan çok insan gördüm. Mutluluklarıyla kendileri arasındaki en büyük engel kafalarındaki “mutluluk” tarifiydi.Çocukken seyrettikleri bir filmden, okudukları bir kitaptan, büyüklerinin anlattığı bir hikayeden insanların aklına bir “mutluluk resmi” yerleşiyor ve bu resme benzemeyen hiçbir görüntünün mutluluk olabileceğine daha sonra inanmıyordu.Ellerinde tek bir mutluluk kalıbıyla dolaşıyorlar, bir başkasının kendine dar gelen ayakkabısını giymeye çalışır gibi kendi mutluluklarını bu kalıbın içine sokmaya uğraşıyorlardı.Eğer mutlulukları o kalıba sığmazsa mutsuz olduklarını düşünüyorlardı.Başka bir biçimde de mutlu olunabileceği ihtimali onlara inandırıcı gelmiyordu.Akıllarındaki mutluluk tarifine uymadığı için sahip oldukları mutluluğu değiştirmeye uğraşıyorlar…Ve mutsuz oluyorlardı.Mutsuzluk, vahşi bir biçer döver gibi insanın ruhunu parçalar.
Ama mutlu olmak içinde elimizde ondan fazlası var. Görmesini bilmek gerek dedi. Hep ayak bağlarımızın engellerimizin olması güzel aslında… Düşünsene mücadele etmeden yaşamak sıkıcı olmazmıydı ? Asıl olan bunların farkına varabilmek. Tıpkı profil resimlerindeki gibiyiz herbirimiz. Hüzün keder dalga misali vurur hayatımıza. O dalganın çekilişi rahatlık verir. Ama ne yazık ki dalgaların ardı arkası kesilmez… Süreçleri farklıdır sadece. Ya sukuneti uzun sürer yada karmaşası. Biz buna hayat diyoruz.
Bir şarkıda dediği gibi : Harika bir güneş doğuyor. Harika renkleri olan… Sen o gün hayatımı değiştirdin…
Herbirimizin gönlü böyle olmalı. Bedeni ısıtan ışık saçan kalbimiz gibi…
Yaşamak bu işte. Herşeye rağmen yaşamaya devam…Eklemeden geçemicem
Huzur özür dilemeli bana uğrmadığı her gün için….Kimse sonsuza dek o mutsuzluk nehrinde sürüklenmez çünkü…
Bir gün herkes kurtulur.”Sakin ol, sükunet kurtaracak seni.”
Etiketler: görmesini bilmeli, hırpalar, hüzün, keder, mutluluk, mutluluk kalıbı, mutsuz sanan, mutsuzluk, öç duygusuna sürükler, sebepli sebepsiz, tehlikelidir mutsuzluk, telaşlandırır, yabancılara uhtaç eder, Yalnız kalmak
Gonderen : BiriSi

Mart 14th, 2010 at 05:27
Önceleri mutsuzluğu üzülmek sanıyordum. Mutsuzluk mutlak başarısızlık demek. Mutlak diyorum çünkü güçlü insanlar yenilgilere yenik düşmeyenlerdir. Başarıslıkla yeni başarıları düşünmeye başlayan kişilerdir. Kaybedilmiş bir kale, yada kaybedilmiş ve asıl altı çizilmesi gereken tamlama “Hiç Gelmeyeceğini Bilmek” mutsuzluktur. Daha basit bir örnekle bir çocugun kırılmış bir oyuncağıdır mutsuzluk.
Üzülmekle mutsuzluk kesinlikle farklı şeyler. Birisi duygusal bir travma diğeri ise boşluk hoşnutsuzluk.