Kahverengi Tüylü Köpek

Hayvanlar Yorum ekle

Titreyerek gözlerini açtı..Karnı gurul gurul gurulduyordu..Umutsuz bir şekilde etrafına bakındı..İki gün önce başlayan kar hala devam ediyordu..Şehirde hayat neredeyse durmuş gibiydi..Yorgun gözlerini kırpıştırırken bugün belki de son günüm dedi…Yanıbaşında virgül gibi kıvrılmış kımıldamadan yatan arkadaşına baktı..Sanki hala uyuyor gibiydi.Dün gece geç saatlere kadar sokaklara atılmış naylon torbaların ve teneke kapağı açık unutulmuş çöp tenekelerinin içinden yiyecek aramışlar,sonunda buldukları birkaç parça birşeyi paylaşarak yemişlerdi.Ama hala açtı işte karnı..Kafasını kaldırdığında karşı kaldırımda yürüyen kırmızı ekoseli paltosunu giymiş , deri kayışının ucunda sahibinin önünde salına salına yürüyen prensesi gördü.Genç kızın yanında hoplaya zıplaya giderken ,kafasını çevirip kurumla baktı ona minik köpek.. Kar gibi beyaz tüyleri olan güzel bir kanişti.Sahibi gibi o da süslü kokoş bir şeydi.Küçük köpek, kanişle çok farklı olduklarını biliyor ama yine de onu seviyordu işte..Bazıları doğarken şanslı doğuyor diye düşündü..O da mesela prenses gibi , güzel bir kızın üstüne ihtimamla titrediği küçük köpeği olarak doğabilir bu havada karnı açlıktan guruldayacağına ,sıcacık evinde kahvaltısını edip sahibi tarafından karın keyfini çıkartması için parkta yürüyüşe çıkarılabilirdi.Normalde prenses pek yüz vermese bile, küçük köpek ona merhaba demekten zevk alırdı..Platonik te olsa aşıktı işte ona. Tüm halsizliğine rağmen arabanın altından çıkıp ayağa dikildi ve enerjik çıkmasına çalıştığı bir ses tonuyla kafasını uzatıp hav hav dedi.Yine de sesi olmasını istediğigibi çıkmamıştı.Aslında güzel kahverengi tüyleri,uzun kulakları ,bal rengi harika gözleri vardı..Eğer onun da bir sahibi olup biraz bakıma girseydi bayağı yakışıklı olacağını hatta şimdi bile yakışıklı olduğunu biliyordu..Ah bir de karnını doyurabilseydi.Yanında uyuyan kader arkadaşı tembel tembel gözünü açıp, arabanın altından çıktı ve
-hadi bana eyvallah ,yiyecek aramaya gidiyorum diyerek bomboş caddede yürümeye başladı..
-Yolun açık olsun dostum diyerek arkasından baktı küçük köpek..Onun da gitmesi gerekiyordu ama donmuş patileri ile beşyüz metre bile yürüyemiyeceğini biliyordu.Tam yeniden kıvrılıp yatmak üzereydi ki, bir motor sesi duyarak yerinden kalktı ve ne oluyor diyerek kafasını uzattı.İlk gördüğü şey pembe tüylü beresi ile sarı saçlı,mavi gözlü şirin bir kız çocuğu oldu..Bembeyaz paltosunun içinden çıkardığı elleri ile, pembe eldivenlerinin ıslanmasına aldırmadan kartopu yapmaya çalışıyordu…Bir an göz göze geldiler ve hayran hayran birbirlerine baktılar.
-Sokak köpeğiyim diye güzelden anlamayacak değilim ya , ne kadar güzel bir yaratık bu tanrım dedi köpek..Sanki prensesin kız çocuğu versiyonu.
Küçük kız da aynı anda kartopunu yere fırlatarak ona doğru yürüdü..Yere çömelerek küçük kahverengi köpeğin yorgun bal rengi gözlerine baktı.
-Baba dedi, şu köpeğe bakarmısın, titriyor..Çok üşümüş olmalı..
Arabasının üstündeki karları süpürmekle uğraşan ve silecekleri çalıştıran baba,
-Çok yaklaşma kızım, ne de olsa sokak köpeği o dedi.
Bir gece önce ailece anneanneyi ziyarete gelmişler , kar birden bastırınca yollarda kalmamak için geceyi orada geçirmeye karar vermişlerdi. Şimdi ise arabayı çalıştırıp karları küreme ve yola koyulma zamanıydı..
-Ne olur ona yemek verelim baba dedi.
Babası köpekleri de kedileri de severdi aslında..Hatta küçükken onunda çok sevimli bir köpeği vardı.Ama birgün bahçe kapısını açık unutmuşlar,köpek de caddeye fırlayıp bir arabanın altında kalmıştı..O kadar ağlamış üzülmüştü ki o günden sonra bir daha hiç hayvan beslememişti…Ailesine söylemezdi ama hala bazı geceler köpeğini rüyasında görür,sabahları içi acıyarak uyanırdı.Çekingen, içe dönük geçen çocukluk yıllarının ilk gerçek arkadaşıydı o..
Kahverengi köpeğin ıslak tüylerine,yorgun gözlerine bakınca içi acıdı.Hemen annesinin evine gidip biraz yiyecek alıp getirmeye karar verdi.
Minik köpek
-Bugün şanslı günüm galiba dedi, İşte yine çöp tenekelerine saldırmaya gerek kalmadan, tam da açlıktan öleceğini düşünürken önüne yemek konmuştu.Ne bulursa yerdi zaten o..Diğer ev köpekleri gibi onu beğenmem,bunu yemem deme lüksü olmadığını bilirdi.
O yemeğini yerken küçük kızda eldivenlerini elinden çıkarmış, küçük ellerinin donmasına aldırmadan onun tüylerini okşuyordu..Elinin altında titreyen bedeni okşadıkça, sanki aralarında bir aşk doğdu..
-Onu eve götürebilirmiyiz baba ne olur dedi.,
Adam kızının yalvaran mavi gözlerine bakıp
-Hayır tatlım,biliyorsun annen köpek sevmiyor dedi.
-Ama ne olur baba,eve almam , aşağıdaki bodrumda bakarım..Eğer bu gece sokakta kalırsa donarak ölür zavallıcık.Baksana tir tir titriyor dedi küçük kız..
Adam kızını taparcasına severdi,hayatının neşesiydi o..Ama evde karısının dırdırı ile de baş etmek istemiyordu..Sonunda sevgili kızının soğuktan donmuş kırmızı burnunu çeke çeke ağlamasına dayanamadı ve
-peki ama bir şartla,kar biter bitmez onu yine sokağa salıvereceğiz,Köpekler sokakta yaşamaya alışkındır dedi,
Nasıl olsa babasını ikna edeceğinin bilinciyle,neşe içinde yerinde zıpladı küçük kız.
-Yaşasın,sen babaların en kıralısın..
O gece evin hanımının tüm isyanlarına rağmen evde sıcak kaloriferin başında karnı tok,sırtı pek hayatının en güzel uykusunu çekti küçük köpek.Ertesi gün küçük kız ona, son okuduğu bir kitaptan esinlenerek uyuşuk adını taktı.Artık onun da bir ismi vardı…Uyuşuk adının tersine aktif ve oyuncu bir köpekti.Zamanla evin hanımı da kızının ısrarlarına dayanamayarak onun varlığına tahammül etmeye başladı..Kar hiç bitmesin istiyordu uyuşuk..Burada rahatı yerindeydi.Küçük kız çok şekerdi.Baba ile aralarında ittifak vardı, evin hanımının gözüne çarpmamaya çalışıyordu.Ama neredeyse o bile iyi davranıyordu uyuşuğa..İnsanın evi olması herhalde böyle bir şey diyordu..Kokoş prenses geldi aklına..Hep uzaktan uzağa sevmişti prensesi ama o , sen sokak köpeğisin, davul bile dengi dengine edalarında yarı flörtöz yarı burnu havada şöyle bir bakar geçer giderdi ona..Halbuki şimdilik de olsa onun da bir evi, ve sahibi vardı..Küçük kızla beraber ,boynunda harika bir tasmayla dimdik yürürken parkta prensesle karşılaşmalarını hayal etti..O da bir çalımla bakacak ve hatta hav bile demeyecek,öyle yanından yürüyüp geçiverecekti Prensesin..Tabi sadece bir günlüğüne..Dayanamaz,kin falan tutamazdı o kimseye..Ertesi gün yine selam verir hatta belki bir gün aşkını bile ilan ediverirdi güzel kanişe..Ah benim süslü, trendy sevgilim dedi.Çok özledim seni yeniden görmeyi.Ama önce tüylerini parlatmalı, biraz daha havalı bir görünüm almalıydı kendini göstermek için..Kar bitti, bahar geldi..Artık uyuşuk yeni evine,ev halkı da ona alışmıştı..Aslında her ne kadar ona bakma sorumluluğu küçük kıza verilmişse de, o da her çocuk gibi zamanla sadece köpeği sevme ve onunla oynama işini üzerine alıp,yedirme içirme gezdirme görevlerini evin büyüklerine devretti.Sabah erken kalkan adam mutfağa girdiğinde fırının yanında onu bekleyen uyuşukla karşılaşıyordu..Evin hanımı uyurken adam kahvaltısını eder,gazetesini okur bu arada uyuşuk da onun ayaklarının dibine uzanırdı..Sonra efendisi parkasını sırtına geçirir birlikte parka giderler hatta bazen birlikte koşarlardı..Adam eve dönüp duşunu alır, sonrada işine giderdi.Sonra küçük kız kalkar,kahvaltısını ederken annesinin tüm itirazlarına rağmen ,tostunun bir kısmını masanın altından uyuşuğa uzatır,o da patisi ile onun ayaklarını okşardı.Gündüzleri evin hanımı ile baş başa kalırlar,uyuşuk o saatlerde pek ortalarda dolaşmamaya dikkat ederdi. Biribirlerini sevmediklerinden değildi aslında..Kızının yaramazlıklarına karşı uyuşuğu elinde bir tehdit unsuru olarak bulundurmak istiyordu anne.. Zaman zaman
- eğer bu köpeğin bu evde yaşamasını istiyorsan sana düşen sorumlulukları yerine getirmelisin diye azarlardı kızını..Köpeğe olan sevgisini belli ederse kızının bu tehditlere kulak asmayacağını biliyordu..Bu yüzden uyuşuk ve evin hanımı görüntüde mesafeli bir ilişkiyi benimsemişlerdi.Fakat tüm bu mesafeye rağmen bir gün hanımının köpek tüyüne karşı allerjisi olduğu ortaya çıktı..Yapılan tüm testlerden sonra doktor günlerce süren kızarıklıkların ve nefes alma güçlüğünün allerji kaynaklı olabileceğine hükmetmiş ve evde hayvan besliyor musuz sorusuna aldığı evet cevabından sonra olayın sebebinin uyuşuk olduğuna karar vermişti. Herkes,hanım dahil çok üzgündü..Yapılacak tek şey zavallı hayvanı evden uzaklaştırmaktı..Sonunda evin kızının yürek yakan ağlamalarından sonra bir orta yol bulundu ve uyuşuğun Bodrum `daki yazlık eve gönderilmesine karar verildi. Yazın üç ay kullanılan evde , yaz kış oturan kahya ve hanımı köpeğe bakacaklar,yaz aylarında da aile yine sevgili köpekleri ile beraber olabileceklerdi.Evin büyük bir bahçesi olduğu için allerjinin sorun olmayacağını ,uyuşuğa eğer dışarıda bir kulübe yaparlarsa herkesin mutlu olacağını düşünüyorlardı.Kışın da nasıl olsa onlar Istanbul `da olacakları için uyuşuk bakıcı aileyle birlikte evin içinde yaşayabilirdi…Bir ilk bahar günü uyuşuk Bodrum` a yollandı..Birkaç gün sonrada aile yazlık eve taşınınca küçük köpek yeni yerini biraz yadırgasa da yine de hayatından memnun bir şekilde yaşamına devam etti.Hem burada açık havada koşup oynuyor, tatlı ilk bahar güneşinin altında tembel tembel oturuyordu..Bakıcı karı koca da sahipleri kadar olmasa bile, yine de iyi insanlardı..Gerçi onların 3 yaşındaki yaramaz ufak oğulları zaman zaman gelip kuyruğundan çekiştirerek huzurunu bozmaya çalışıyorsa da çocukları severdi uyuşuk,pek aldırmıyordu..Sadece zaman zaman gözlerini ufka diker, ilk aşkını ,süslü prensesini düşünürdü.Çok istemesine rağmen bir türlü parkta karşılaşamamışlar,uyuşuk artık bir sokak köpeği olmadığını ,neredeyse aynı statüde olduklarını gösterememişti ona.Şimdi ise çok uzak düşmüşlerdi birbirlerine…Bir daha görüşmeleri nerdeyse imkansızdı..Sonra yanları na o yazı geçirmek üzere Amerikalı bir aile taşındı…Onların da Billy kid isimli bir köpekleri vardı..Koyun gibi upuzun beyaz tüyleri olan ingiliz bir çoban köpeğiydi Billy kid..Zamanla gayet iyi arkadaş oldular..Ama kimse prensesin yerini alamadı onun kalbinde. Hayatından memnundu uyuşuk..O yaz hayatın yeni bir zevklerini keşfetti ..Bunlardan biri de denizdi.Zaman zaman sahibi ile birlikte balığa çıkmaya başladılar ve yüzmeyi öğrendi küçük köpek..Bazen bahçe kapısını açık bulduğunda caddeye fırlar,dar toprak yolu aşarak kumsala iner, denizde yüzüp geri gelirdi.Aile fertleri onu ortalarda göremedikleri zaman, yine denize kaçtı bizimki diyerek gülüşürler,herhalde bikinili kızlara bakmaya gitti diye dalga geçerlerdi.Trafik olmayan bir yol üzerinde oturdukları için içleri rahattı..O yaz çabucak geçip gitti.Okulların açılması ile birlikte aile Istanbul` a döndü..Aslında Bodrum`un en güzel zamanları idi..Evin erkeği denize ve tekneye meraklı olduğu için eylül ayının son haftasında bir iki günlüğüne tekrar geri gelmeyi planlıyordu..Hem evde gelecek seneye bırakılmaması gereken tamir işleri de vardı..Kış gelip,yağmurlar başlamadan evin damına baktırmak istiyordu..Arkalarından yolun sonuna kadar koştu uyuşuk..İlk defa kendini yalnız hissediyordu..Küskün küskün evine döndü..Artık bu evde tüm kış boyunca bakıcı aile ile yaşayacağı kafasına dank etti.O gün hiçbir şey yemedi. Küçük kızı da,efendisini de, hatta evin hanımını bile özlüyordu..Onun verandada oturup ıslak sarı saçlarını tarayışını seyretmeyi severdi. Küçük kızın odasının önünde uyudu birkaç gün..Evin hizmetçisi bile acıdı ona..-
-Ah yavrum,özledi bu onları diye seslendi kocasına..
-Alışır birkaç gün sonra dedi adam yaptığı işten başını kaldırmadan.
On beş gün sonra bir akşam üzeri evin beyi belirdi kapıda…
-Hoş geldiniz beyim diye karşıladı kahyanın hanımı onu..Hanımım yok mu dur?.
-Yok Hafize hanım, o bu hafta meşguldü ben yalnız geldim.
Gerçekte hiç keyfi yoktu evin beyinin..Tüm hafta işte bir yığın terslikler olmuş,en son aylardır üzerinde çalıştığı ihaleyide az bir farkla rakip firmaya kaptırınca iyice sinirleri bozulmuştu..Böyle zamanlarda onu yatıştıracak tek şeyin deniz olduğunu biliyordu.Bulduğu ilk uçağa atlayıp gelmişti işte..Evin hanımı da eşi sinirliyken ne kadar zor iletişim kurulan bir insan olduğunu bildiğinden yalnız başına Bodrum`a gitmesine ses çıkarmamayı tercih etmişti… Uyuşuk da anlamıştı efendisinin pek keyfinin yerinde olmadığını..Bu yüzden her zamanki gibi sevinç gösterileri ile boynuna atlamaktansa,sessizce dizlerinin dibine oturmayı tercih etti. Elbiselerini çıkarıp eski bermuda pantolonunu giyen adam,
-Biz çıkıyoruz Hafize hanım,tekneye gidiyoruz..Yemeğe bekleme bu gece,belki teknede kalırız diyerek uyuşukla beraber dışarı çıktı..
-Hava biraz sıkıntılı gözüküyor dedi Hafize hanım..Ama fazla da üstelemedi..Aslında gelir gelmez çıkması ,işine de gelmişti biraz..Yemek yapmaktan kurtulmuştu..
Tekneye gelir gelmez rakısını açtı adam..Kadehini yanına alıp denize açıldı..Usta sayılmasa da fena değildi denizciliği..Rüzgarı yüzünde hissetmek hoşuna gidiyordu..İyot kokusunu içine çekti..Akrep burcuydu..Deniz onda terapi etkisi yapıyordu..Hanımı çok sevmezdi denizi ama kızından ümitliydi..Bazı pazar günleri eşi evde kalır onlar kızı ve uyuşukla denize açılırlardı..Bir süre balık tuttu..Hatta onları ayıkladı..
-Birazını bu gece yeriz ,bir kısmını da yarın eve götürürüm dedi.Aç karnına rakı içmek pek iyi gelmemişti midesine .Zaten içkiye dayanıklı değildi bünyesi.Çok nadir içerdi.Ama bu gün, iç sıkıntısı geçecek gibi gözükmüyordu..Bir iki kadeh içersem belki rahatlarım diye düşündü..Tiklerin üzerine uzandı..Yukarıda ay yükseliyordu
.-İş, güç ,para kazanma derken, ne zaman gerçekten yaşayacağım ben? dedi..Hayat geçiyor ama ben kazandığım parayı harcayacak zaman bulamıyorum.Hep kırk yaşından sonra artık çalışmayacağım derdim ama duramıyor insan işte diye düşündü..Mutlu bir evliliği vardı..Bir de bu ,işler olmasaydı..Geçen yıl büyük yatırımlara girmiş bankalara borçlanmıştı..Bu ihaleyi almalıydım diye söylendi.Kafası kazan gibiydi.Yavaşça yerinden kalktı..Deniz çarşaf gibiydi.Yanında uzanmış yatan uyuşuğun kafasını okşadı..Teknenin arkasına yürüdü.Bir denize girip çıksam ne iyi olur dedi.Yıllardır gece denize girmedim diye düşündü..Halbuki çocukluğunda gittiği kamplarda gece yarısı arkadaşları ile yüzmeye bayılırlardı.Merdivenlerden inerken göğsünde bir ağrı hissetti.Suya başını soktu, kadife gibi suyun üzerini yararak kulaç atmaya başladı..Göğsündeki ağrı şiddetlendi..Antremansız kaldım diyerek kulaç atmaya devam etti.Birden nefes alamadığını fark etti.Kulakları uğulduyordu..İçki mi çarptı acaba diyerek durdu.Ama hala nefes almakta zorlanıyordu.Sol kolundan yukarıya doğru uyuşukluk hissetmeye başladı.Ölüyorum galiba ,panik olmamalıyım diye düşünürken babası geldi aklına..41 yaşında kalp krizinden henüz o 15 yaşındayken ölmüştü babacığı..-
.Ayaklarımı oynatamıyorum, nefes, nefes alamıyorum ..Karanlık bir girdabın içine çekilirken son düşündüğü şey kızının daha çok küçük olduğuydu..Kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştıran uyuşuk bakışları ile takip ediyordu efendisini…Yanlış bir şeyler olmalıydı..Biraz çırpındıktan sonra durmuştu adam,ama yüzmüyordu da..
Yo hayır dedi uyuşuk..o, hasta..İlk geldiği andan beri bir garipti zaten..Çaresizce havladı..Ama tekne sürükleniyor, adam gitgide tekneden uzaklaşıyordu..Havlamasına başını kaldırıp bakmamıştı bile…Denize atlayıp yanına yüzdü.. Kolundan bacağından tutmaya çalıştı onu ama çok zordu..Başının altına başını koydu..En azından kafası suyun yüzünde kalmalıydı.. Ümitsizce çırpınmaya başladı..Sabah sahile inen balıkçılar,adamı kafası kumlara gömülmüş, vücudunun yarısı denizin içinde ,yanında ağlayan köpeği ile yatarken buldular..Adamın yüzü bembeyazdı ama ölü değildi…Gelen ambulans onu hastahaneye yetiştirmeye çalışırken, hastabakıcı arabanın arkasından koşan köpeği gördü.Önce onu oyun oynamak isteyen bir sokak köpeği zannetti.Sonra aynı araba ile hastahaneye gelen balıkçılardan biri,
-durdurun arabayı,bu köpek sabah adamın başındaydı,boynunda tasması vardı dedi.Durmaları ile uyuşuğun ambulansın içine atlaması bir oldu..Bir insan gibi o da hastahanenin önünde arabadan indi.Ama güvenliği geçemedi…Balıkçı ve hastabakıcı ise sedyeyi içeri koşturma telaşı içinde onu unutmuşlardı bile..Bütün bir gün hastahanenin kapısında bekledi..Sahibinin ölümle pençeleştiğini biliyordu..İyileştiği zaman ,yanında olmasam bile, bunu bileceğim dedi.Birlikteyaptıkları sabah yürüyüşlerini hatırladı..Bazen sevgili efendisi banyoda traş olurken o da fayansların üzerine yatar,adam da onunla sohbet ederdi.Anlardı adamın dediklerini ve onun birisinin onu dinlemeye ne kadar ihtiyacı olduğunu..Zaman zaman anlamlı bal rengi gözlerini ona diker,evet der gibi başını sallardı..
-Vallahi bu uyuşuk benim her dediğimi anlıyor diye seslenirdi karısına adam içeriye yürüken..O da
-Deli olma tatlım,bir köpek o insan değil derdi.
-O na köpek deme alınır,onun bir adı var,uyuşuk derdi adam..Döner kulaklarını okşardı uyuşuğun
-,değil mi oğlum,senin bir adın var diyerek..
Başını ayaklarının arasna alarak yere çöktü küçük köpek,
- tanrım sana söz veriyorum,eğer o yaşarsa ben köpek cennetine gitmemeye razıyım dedi.İki damla yaş süzüldü gözlerinden.Hava eylül havası olamayacak kadar sıcaktı,ama o hissetmiyordu.
-Sokaklara geri dönmeye de razıyım dedi..Hep aç kalmaya da..Hayattaki en büyük dostum,arkadaşım o benim..Sonra birden kalbi sıkıştı..Gözleri karardı…Ayağa kalkmaya çalıştı ama beceremedi.Güvenlik kulübesinde oturan adam bulunduğu yerde sendeleyen köpeği görüp,hasta mı acaba bu hayvan,sabahtan beri de orada öylece dikilip duruyordu.Şimdi ise sanki can çekişiyor deyip dikkatle ona baktı..
Birden gökyüzü aydınlandı..Bir ışık huzmesi tarafından yukarı çekildiğini hissetti uyuşuk..İçini bir mutluluk sardı…Sahibi yine yanı başındaydı..Ama her nasılsa bu sefer küçücük bir çocuktu.. Yine de uyuşuk onun efendisi olan adam olduğunu biliyordu..
-Beni bırakmayacağını biliyordum dedi köpek…Ben zaten sensiz yaşayamazdım.
-Ona bakıp gülümsedi çocuk
- Biliyorum dostum,dedi o yüzden beraber gidiyoruz işte….Uzak ,çok uzaklara..Son defa ve bir daha hiç ayrılmamak üzere….Elele tutuşup sonsuzluğa yürüdüler..Makineler durduğu için içeri giren yoğun bakım ünitesi hemşiresi, hastanın yüzünde mutlu bir gülümseme gördüğüne yemin edebilirdi.

Etiketler: , , , , ,
Gonderen : Atlas Caldwell


Paylas |

Leave a Reply

Yazi RSS Yorum RSS Etiketler : chat, sohbet,turkce sohbet,chat odalari,chat sohbet Giriş